alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2012 Pazartesi

Gün 31: Bir Kadın 42 Bedeni Aşınca Gör Başına Neler Gelir



Bir ayda Dukan Diyetiyle 5,2 kilo verip 44 bedenden 42 bedene düştüm. 42 çok kritik bir bedendir, bunun üstüne çıktığınızda modacılar tarafından artık başka bir kategoriye sokulursunuz. Ya da erkeklerin de anlayacağı şekilde söyleyelim küme düşersiniz.  Eskiden güle oynaya alışveriş yaptığınız mağazaların kapısından giremezsiniz, detektörler öter şişman içeri girdi diye. Türkiye’deki mağazaların çoğu 42 bedene kadar üretim yapar. Dolayısıyla 42 bedenden büyükseniz doğru büyük beden mağazalarına yollanırsınız. Kilo alamaya başlayan bir insan bu “büyük beden” sözünü 44 bedene ulaşmadan da yavaş yavaş duymaya başlar, bir nevi sizi yeni yaşamınıza alıştırırlar. “Büyük bedenlerimiz şu tarafta efendim, baktığınız elbisenin büyük bedeni de var” gibi.

Zaten az sayıda olan büyük beden mağazaları pahalıdır öncelikle. Madem şişmansın sonuçlarına katlanacaksın mantığını güder modacılar. Harcanan kumaş bir 36 bedene göre elbette fazladır ama fiyatını 2 katı yapacak kadar da değil. Hem şişman olduğun için mağdursundur bir de üstüne fazla para ödersin, işte sana çifte mağduriyet.

Bu mağazaların diğer bir özelliği de oldukça zevksiz olmalarıdır. Şişman olduğuna göre demek ki zevksin de diye düşündüklerinden olsa gerek sade, kibar bir şeyler bulmak neredeyse imkânsızdır. Güzel bir kot görürsünüz, bakarsınız paçaları işlemeli ya da arka cepleri taşlı. İş için lacivert bir takım bulursunuz, astarı ve kocaman düğmesi fuşya rengindedir. Her şey büyük desenli, allı güllüdür, bunların insanı daha da şişman gösterdiğinin ortalama her kadın bilir ama şişman mağaza tasarımcısı bilmez.

Kilo aldığım süreçte 42 bedeni aştığımı anlamam benim için oldukça acı bir tecrübeyle olmuştu. Bir süredir hep aynı kıyafetleri giymekten sıkılmıştım, aynı etek ve pantolonla neredeyse tüm yazı geçirmiştim. Sezon sonu indirimden yararlanmak için iş kıyafetleri satan şu bildiğiniz mağazalardan birine gittim. Dolaşırken yanıma bir satış görevlisi geldi ve küt diye “Yalnız ürünlerimiz 42 bedene kadar” dedi. Hiç beklenmedik bir anda gelen bu şoku hemen atlatıp “İyi de ben zaten 42 bedenim” dedim. Görevli genç, hafif bıyık altından gülümseyerek, “bazı serilerde 44 beden de var, isterseniz onlardan deneyelim” dedi. O anda kendimi Pretty Womsn filmindeki Julia Roberts gibi hissettim. Hani gittiği mağazada onu aşağılıyorlardı. Hayalimde mağazadan hışımla çıkıyorum, birkaç ay sonra 36 beden geri dönüyorum, tüm 36 beden kıyafetleri deniyorum, yüklüce bir alışveriş yapıyorum, ama bana başka bir görevlinin yardım etmesini istiyorum, falan filan. Hayal kısa sürdü. Keşke bu popoyu büyük gösteren eteği giymeseydim diye düşündüm sonra, bak beni 44 beden sandı diye. Gittikçe sinirleniyordum ama görevliyle inatlaşıyordum da. Keşke o anda çekip gitseymişim. Tamam dedim, girdim kabine 44 bedeni deneyeceğim ve çocuğa bana büyük oldu bu deyip onu bozacağım. Nerede o günler, verdiği 44 beden pantolon tam oldu, hatta üst bacakları baya baya yapıştı, iğrenç görünüyordu. Ben son zamanlarda aynı kıyafetleri giymekten onları muhtemelen bolartmıştım ve farkında değildim. Pantolonu beğenmediğimi söyleyip mağazadan çıktım. Ben çıkarken hala bıyık altından gülüyordu. Sorun 44 beden olduğumu söylemesi değil, söyleyiş tarzıydı. Görevliyi şikâyet etmeyi çok düşündüm ama belki bir zararı olur diye vazgeçtim.

Uzun lafın kısası 42 bedeni aşmamaya çalışın, vallahi küme düşersiniz. 

1 Nisan 2012 Pazar

Gün 2: Şişmanlar Neden Çok Alışveriş Yaparlar?


Atak evresinin 2. gününde yine aç ve mutsuz olarak attım kendimi sokağa. Biraz yürüyüş yapmak niyetiyle bir arkadaşımla buluştum ama lodosu hesaba katmamışız. Lodos varken açık havada kalmak migrene sahip olan şansızlar için kâbustur, benim için de öyle. Böylece yürüyüş yapamadan kahve içip evlerimize dağıldık.

Eve döndüğümde yemek düşünmemek için kendime bir uğraş ararken giysi dolaplarımı toplamaya karar verdim. İşe giydiğim takımlar, hafta sonu kıyafetleri, kotlar, kazaklar bir dolu kıyafet üstüme üstüme geldi sanki. Bir an cinnet geçirip hepsini birden atacağımdan korktum. Dolaplar dolusu, çoğunu giymediğim, aylarca kredi kartı taksiti ödediğim bu yığın o kadar anlamsız gözüktü ki gözüme. Artık bir işim de olmadığı için bir kısmını bir süre giyemeyecektim zaten. Çalışıp kazanırken sorun değil de şimdi bu birbirinin aynı siyah eteklere, pantolonlara, hırkalara, ceketlere verdiğim paralara çok acıyorum.

Her kadın gibi ben de stresten kurtulmak için alışveriş yaparım ama benim ve benim gibi şişman arkadaşlarımın başka bir sebebimiz daha var. Şirkette uluslar arası bir toplantı, şirket yemeği, seyahat, nişan, düğün, doğum günü, kokteyl, kutlama gibi her etkinlik öncesi yeni bir kıyafet almak için düşerim AVM yollarına. Evdeki hiçbir kıyafet içinde kendimi iyi hissetmiyorumdur çünkü. Sanki yeni bir kıyafet alırsam daha iyi görüneceğime, hadi açık açık yazayım daha ince görünebileceğim ihtimaline safça inanırım. Bu uğurda da gidip evdekinin aynı başka bir siyah kıyafetle eve mutlu bir şekilde dönerim. Bu kısır döngü her etkinlikte aynı şekilde devam eder. Hep bir umutla bizi daha ince, daha güzel gösterecek bir kıyafetin peşinde hem zaman hem de para harcarız boşuna.