Atak evresini 4. gününü Dukan’a
biraz daha alışmış olarak ama hala zorlanarak geçirdim. İtiraf ediyorum
karbonhidrat insanı gerçekten mutlu ediyormuş, yokluğunu çok hissediyorum. Ama
ulaşacağım sonucu düşününce değer diyorum, yılmak yok.
Çeşit çeşit yöntemler ve
diyetisyenler deneyip başarısız olunca, hatta verdiğim kilolaları fazlasıyla
geri alınca hayatıma şişman ama mutsuz olarak devam edeceğim gerçeğine kendimi
alıştırmaya çalışıyordum. Sonra bazı üst üste bazı rastlantılar oldu, sanki
birileri bana zayıflamam hatta özellikle Dukan’la zayıflamam için işaretler
gönderiyordu. Gün 1’de ilk işareti anlatmıştım. Lise aşkımla karşılaşmam. http://defnenindukangunlugu.blogspot.com/2012/03/gun-1-basarsz-bir-krep-denemesi-ve-eski.html Bu karşılaşmadan yarım saat sonra ikinci işaret geldi. 2,5 yıldır
çalıştığım ve geçen hafta kapanan şirkette G. Hanım da Genel Müdür Yardımcısı
olarak çalışıyordu ve 1 yıl kadar önce ayrılıp başka bir şirkete geçmişti. Kanyon’da
öğle yemeği sonrası hesabı ödeyip kalkmıştık ki G. Hanım’la karşılaştık.
Gözlerimize inanamadık. 42 beden G. Hanım gitmiş, yerine 36 beden ve en az 10
yaş genç birisi gelmişti sanki. Benden 7-8 yaş büyük olmasına karşın benden
daha genç gösteriyordu. Kısa sohbetin ardından ayrılacakken beni yavaşça
kolumdan tuttu, sen kal diye işaret etti. Sonra bana Dukan diyetiyle
zayıfladığını, bu diyetin bir mucize olduğunu, kesinlikle denemem gerektiğini
söyledi. “O diyeti biliyorum, ben yapamam, protein ağırlıklı, bana hiç uygun
değil desem de” mutlaka kitabı alıp okumamı, okuyunca aklıma yatacağını
söyledikten sonra ayrıldık. Bu da benim Dukan’a başlamaya karar vermemde 2.
işaret oldu. 3. ve sonuncuyu da daha sonra anlatırım.